Osteoporoz (Kemik Erimesi) Durdurulabilir Mi?

Home » Blog » Osteoporoz (Kemik Erimesi) Durdurulabilir Mi?
osteoporoz

Yaş ilerledikçe kemiklerin kalitesi bozulmaya başlıyor, kemikler daha zayıf ve kırılabilir bir hale geliyor. Yaşadığımız yüzyılda ise hastalıkların tanı ve tedavisinde birçok gelişme olmasına ve insan ömrünün bir nebze uzamasına karşın, vücudumuzun temel yapısı olan iskelet sistemimizdeki bozulma hala önemini koruyor. Üstelik genel kanı, kemik kaybı da diyebileceğimiz osteoporozun ileri yaşlarda başladığı. Ancak tam aksine, özellikle kadınlarda olmak üzere, kemik erimesi ile erken yaşlarda karşılaşılabiliyor.

Kadınlar 30 yaşından itibaren dönüşümsüz kemik kaybı risk grubuna giriyor ve yaş ilerledikçe kayıp miktarı artıyor. Kasların kemikleri destekleyen dokular olduğu düşünüldüğünde, kas miktarınız yeterli düzeyde ise kemiklerinize yapılan baskı azalıyor ve kemikleriniz daha iyi korunuyor. Ne yazık ki modernleşme, bugün birçok olumsuzluğu da beraberinde getiriyor. Günbegün değişen ve naturellikten uzaklaşan beslenme şeklimiz, gluten ağırlıklı yiyecekler ve günü kotarmaya yarayan hazır gıdalar kilo artmasına zemin hazırlayarak, çeşitli kronik hastalıklara yakalanmamıza neden oluyor.

Gerek şehir hayatı, gerek masa başı işler, gerekse hayatımızı kolaylaştırmaya yarayan ulaşım araçları bizi giderek hareketsizleştiriyor ve gereğinden daha az hareket eden kaslarımız önemini kaybetmeye başlıyor. Araştırmalar, bir yetişkinin 30 yaşından sonra, her yıl 200 gramdan fazla kas kaybettiğini söylüyor. Oysa “işleyen demir pas tutmaz” misali, kaslarımız vücudumuzun paslanmaması açısından oldukça önem taşıyor.

Vücudumuz tam dinlenme sırasında da enerji harcıyor. Yani bilinçli olarak hiçbir kas hareketi yapmadığımız uyku esnasında, vücudumuz temel fonksiyonlarını yerine getirmek için bir enerjiye ihtiyaç duyuyor. İhtiyaç duyduğumuz bu minimum enerji seviyesine ise ‘Bazal Metabolizma’ deniyor. Buna bir örnek verecek olursak, büyük motorlu eski bir Amerikan 4X4 aracın rölanti durumunda harcadığı benzin miktarını düşünmeniz yeterli. Oldukça güçlü bir motora sahip olan araç, çalışır haldeyken bekleme esnasında bile çok benzin yakıyor. Vücudunda yeterli kas oranına sahip olan bireyler, aynı nedenle daha zor kilo alıyor. Çünkü hiçbir efor sarf etmedikleri esnada dahi, spor yapmayanlara göre daha çok enerji ihtiyacı duyuyorlar.

Aslında bu, birçoğumuz için oldukça iyi bir haber. Çünkü egzersiz yaptığımızda, sadece bu aktivitenin bir sonucu olarak kilo kaybediyor ve formumuzu koruyoruz. Bunun yanında yaptığımız egzersiz sonucunda kas kaybını geri çeviriyor ve kas miktarımızı arttırıyoruz. Kas miktarımız çoğaldığı için de hareketsiz haldeyken bile eskisine göre çok daha fazla kalori harcayabiliyoruz.

Egzersizin bu olağan üstü faydasının yanı sıra, kemikler için de bir başka faydası daha söz konusu. Vücut egzersiz yaptıkça, yani kemikler üzerine baskı arttıkça kemikler kalsiyum kaybını durduruyor ve depolamaya başlıyor. Dolayısıyla kemik kaybını durdurmuş oluyorsunuz. Görünen o ki, egzersiz yapmak, vücudunuza hiçbir ilacın sağlayamayacağı faydalar getiriyor ve doğru egzersiz sonucu artan kaslarınız kemiklerinizi sararak, kemikler üstündeki baskıyı azaltıyor. Yaptığınız doğru egzersiz hareketleri kemikleriniz üzerindeki baskıyı artırarak kemiklerinizin daha çok kalsiyum tutmasını sağlıyor ve aynı zamanda kas miktarınızın artması sonucu hiç hareket etmezken bile daha çok enerji harcamanıza olanak tanıyor.

kemik erimesi

Kemik Erimesini Önlemek/Azaltmak İçin Uygun Olan Egzersiz Teknikleri

Olası kemik erimesi riskini önlemek ya da azaltmak amacıyla en uygun egzersiz yöntemi olarak ağırlık kaldırma öneriliyor. Çünkü vücut, ağırlık kaldırdığı esnada kemiklere yeterli baskıyı uygulamamıza yardımcı oluyor, ancak daha sağlıklı ve bilinçli bir şekilde ilerlemek için bunu bir uzmanın gözetiminde yapmak gerekiyor. Sıçrama, atlama, dönme gibi ani hareketler gerektiren sportif aktivitelerden ise uzak durulması gerekiyor. Yüzmek de vücudun neredeyse bütün bölgelerini çalıştırması açısından sıklıkla tercih ediliyor. Fakat yüzme esnasında kemiklere yeterli baskı olmadığı için kalsiyum depolama açısından eksiklik hissedilebiliyor.

Bu bilgiler ışığında SuperSlow Zone yaklaşımını incelerseniz size uygun olup olmadığını kolayca değerlendirebilirsiniz. Her yaştaki yetişkine uygun, haftada 2 defa yapılan bu egzersiz programında ana hedef ise kas miktarınızı arttırmak. Üstelik bunu, haftada 2 defa olmak üzere 20 dakikalık süreler içinde gerçekleştiriyor ve 20 dakika boyunca yanınızdan ayrılmayarak, doğru egzersiz hareketleri ile maksimum faydayı almanızı sağlayan SuperSlow Zone antrenörleri gözetiminde yapıyorsunuz. Kısa sürede sonuç almaya başlıyor ve gerek bedeninizdeki, gerekse sağlığınızdaki olumlu değişimleri kolayca gözlemleyebiliyorsunuz. SuperSlow sayesinde sağlığınıza katabileceğiniz faydalar ve sunulan hizmetler hakkında daha detaylı bilgi ve deneme randevusu almak için bizi arayabilir ya da size en yakın SuperSlow Zone adresine gelebilirsiniz.

Ücretsiz Deneme Randevusu Al!

Adiniz, Soyadiniz *

E-mail Adresiniz *

Telefon Numaraniz

Hangi Şube için? *

Bizi nereden duydunuz?

Güvenlik Kodu - Lütfen kodu yazınız
captcha

Comments are closed.

YER ALMIŞTIR
As Seen in
IACET SuperSlow Zone aşağıda belirtilen yayınlarda yer almıştır.
logos
-